|
|
|
|
|
|
|
|
Enes'in (r.a.) nakletti?ine göre: Hz. Peygamber (a.s.) büyük günahlar olarak ?unlary saydy: "Allah'a ortak ko?mak, ebeveyne eziyet etmek, cana kyymak ve yalan söylemektir."
–Müslim, Yman, 144 (l, 91)
|
|
|
|
|
|
|
Sayaç
| Aktif |
:
4
|
| Bugün |
:
100
|
| Toplam |
:
176341
|
|
|
|
|
| | |
| |
|
1962 yılında Konya’da doğan Recep ÖNCEL; İktisat Fakültesini bitirdi. Marmara Üniversitesinden Ekonomi yüksek lisans yaptı, master derecesi aldı. Bir dönem özel finans sektöründe görev yapmış daha sonra Konya da kendi şirketi olan Berat İnşaat Ltd. Şti kurmuş sonra ticarete atılmıştır. Dış ticaret işiyle meşgul olduktan sonra ağırlığını inşaat sektörüne kaydırarak konut, cami, okul, yurt gibi önemli projelere imza atmıştır. Halen Konya ve İstanbul da devam etmekte olan inşatları bulunmaktadır. Armağan Eğitim A.Ş’ yi de kuran ÖNCEL; daha sonra Konya Sivil Toplum Kuruluşları İcra Heyeti üyeliğine seçilmiştir. Başbakanlık Sosyal Yardımlaşma Vakfı mütevelli heyeti üyeliği görevinde bulunmuştur. İstanbul’da bulunan Konyalılar Sanayici ve İşadamları Derneği yönetim kurulu üyeliği, Konya Ticaret Odası, İstanbul Ticaret Odası ve Müsiad Konya Şubesi üyelikleri bulunmaktadır. Zaman zaman bazı gazete ve dergilerde makaleler yazmaktadır. Kurucularından olduğu Büyük Selçuklu Kültür ve Eğitim Vakfı yönetim kurulu üyesi görevinde iken 2000 yılında Yönetim Kurulu Başkanlığına seçilmiş ve halen bu görevi yürütmektedir. ÖNCEL evli ve iki çocuk babasıdır VAKIF VE HİZMET Her şey muhabbete bağlıdır dersek yanlış olmaz. Cenâb-ı Hak: "Habibim sen olmasaydın alemleri yaratmazdım" buyurarak yaradılışın temelini muhabbete bağlamıştır. Sevgili Peygamberimiz (sav) hayatı boyunca ümmetim ümmetim diyerek muhabbetini göstermiştir. Muhabbet yukarıdan aşağıya bir rahmet ve merhameti, aşağıdan yukarıya görev ve sorumluluğu ortaya çıkarmaktadır. "Sevgi emek ister" denilmiştir. Sevgisine emek vermeyen bir insanın seviyorum demesi kuru bir iddiadan ibarettir. "Seviyorum diyorsun ama karşılığında hangi fedâkarlığı yapıyorsun?" diye sorulabilir. İşte bundan dolayıdır ki: "Efendim himmet, diyene evladım hizmet" denilmektedir. Hizmetten amaç mahlukata faydalı olabilmektir. Kişinin değeri; kendi nefsi için ortaya koyduğu mal mülk gibi dünya nimetleri ile değil, topluma sağladığı faydalar yani hizmetle ölçülebilir. Hizmet etmenin en güzel yollarından biri de vakıf müsseseleri aracılığı ile olur. Vakıflar hizmet organizasyonu yapan aracı kuruluşlardır.Kişilerin yapmakta zorlanabilecekleri fukara hizmetleri,eğitim hizmetleri ve sosyal ve kültürel hizmetler vakıf vasıtası ile daha sistemli bir şekilde yapılabilir. İnsanın ölümden sonra amel defteri kapanmaması için "sadaka-ı cariye,kendinden istifade edilen bir ilim veya ardından hayır dua eden bir evlat gibi ameller bırakması lazımdır. İşte vakıf hizmeti sadaka-ı cariye olarak mütaala edilebilir. Vakıf bir mülkün kıyamete kadar Allahın mülkü olarak tescil edilmesi anlamına gelir. Vakıf yeni bir müessese değildir. Tarihi Hz İbrahim (as) in meleklere Allahı zikretmeleri karşılığında sürüsünü vermesi ile başlar. Sevgili Peygamberimizde Medine-i Münevvere'de sahibi oldukları hurmalıkları vakfederek İslamda vakıf müessesenin temelini atmıştır. İslam tarihi ve bilhassa Osmanlı İmparatorluğu dönemleri eşi bulunmaz zarafet muhabbet ve hizmet örnekleri ile doludur. Hatta bu uygulamaları İslam ekonomik sisteminin sosyal güvenlik müesseseleri vakıflardır, diye adlandırabiliriz. Üstelik bu uygulamalar öyle bir zirveye ulaşmıştır ki buna vakıf medeniyeti diyebiliriz. Vakıf hizmetlerini, fukara hizmetleri, öğrencilere verilen burslar ve kültürel etkinlikler ana başlıkları altında mütalaa edebiliriz. Fakirlere yardım hizmetleri yaparken öncelikle nezaket kurallarına çok dikkat etmeli, muhatabı incitmemelidir. Bilakis hayır dua almaya gayret etmlidir. Kırık gönüllerle yapılan dualar hürmetine mağfiret olunacağımız unutulmamalıdır. Eğitim hizmetleri çok önemlidir, kimbilir burs verdiğiniz öğrenciler içinde vatana millete faydalı bir kaç öğrenci çıkıverir de çekilen emekler iyi neticelere sebep olur. Kültürel faaliyetler çerçevesinde kermesler, pilav günleri, konferanslar tertipleyerek insanlar arasında işbirliği, yardımlaşma ve kardeşlik duygularının gelişmesi sağlanır. Hizmet eden kişi "benlik hizmet yolunun kanseridir" hassasiyetinde olmalıdır. Asla ben yapıyorum dememelidir. Layık olmadığım halde insanlara faydalı hizmet yapmayı Allah bana lütfetti, bu lütfun kıymetini bilmeliyim, diyerek tevazu sahibi olmalıdır. Bilinmelidir ki şefkat ve merhametsiz bir kalpte feyiz olmaz. Büyük Selçuklu Kültür ve Eğitim vakfı bu noktalardan hareketle 08.12.1992 yılında Dr.M.Hulusi Baybal başkanlığındaki mütevelli heyeti tarafından kurulmuş bir hayır müessesesidir. Mütevellimizin gayretleriyle hizmet ağımız her geçen gün genişlemekte, Konyanın en ücra köşelerindeki muhtaçlara ve yurdumuzun dört bir köşesinden buraya gelen öğrencilere yardım elini daha fazla uzatmaya çalışılmaktadır. Büyük Selçuklu Kültür ve Eğitim Vakfı yıllardan beri gidilmeyene gitmek, görülmeyeni görmek, çaresize dertliye derman olmak gibi bir düsturu kendine vazife edinmekte ve bu kutlu görevinden taviz vermeden yoluna devam etmektedir. Cenab-ı Hak cümlemize; zatına, rasulüne,evliyasına muhabbet ve buna bağlı bir hizmet ömrü ile son nefeste hüsn-i hatimeler nasip etsin...
|
| «« VAKFIMIZ«« |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
| Hayatının En Kritik Anındakilerin Umudu Olun. |
|
|
| Adak ve kurbanlarınız ihtiyaç sahiplerine ulasn. |
|
|
"Ya henüz ?unu bilmediler mi? Her kim Allah ve Rasulüne yary? etmeye kalkarsa, ona muhakkak cehennem ate?i var, ebedi olarak onda kalmak üzere...Y?te rezilli?in büyü?ü odur.
–TEVBE 63
|
|
|
|
|
|
|
|